Ermeni Diasporası’nın Türk Dış Politikasına Etkileri
‘‘Diaspora’’, ansiklopedilerde sadece Yahudiler için kullanılan bir kavram olarak yer almaktadır. “Sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın her tarafına yayılması” olarak ifade edilen bu kavramı Ermenilerin kullanmalarındaki temel sebep, 2’nci Dünya Savası'nda Nazilerin Yahudilere uyguladığı soykırım ile 1915’te Tehcir sırasında Ermenilerin soykırıma uğradıkları düşüncelerini özdeşleştirme çabaları yatmaktadır.
Ermeni Sorununun Türkiye için bir dış tehdit haline gelmesi ve uluslararası ilişkilerimizi olumsuz olarak etkilemesi 19’uncu yüzyılın sonlarında başlamıştır. Bu sürecin başlamasında Anadolu’dan Amerika’ya göç eden Ermenilerin çok büyük payı olmuştur. Ermeniler, dünya kamuoyunda zulme ve haksızlığa uğramış bir toplum imajı yaratarak, başta ABD olmak üzere belli başlı devletleri ve uluslararası kuruluşları, Ermeni davası lehine çevirmeye çalışmaktadırlar. Amerika’daki Ermeni Diasporası, “soykırım” iddialarının kabulü ve tesciline bağlı olarak Türkiye’ye yönelik faaliyetlerini “Dört T” politikasıyla uygulamaya koymuştur. Diasporanın bu politikasının aşamaları şunlardır:
Tanıtma : Ermeni milliyetçiliğinin yeniden canlandırılması.
Tanınma : Sözde soykırımın Türkiye’ye kabul ettirilmesi ve dünya çapında tanınmasının sağlanması.
Tazminat : Osmanlı Devletinin varisi olarak Türkiye cumhuriyetinden tazminat alınması.
Toprak : Büyük Ermenistan’a ait olduğu iddia edilen Türkiye’nin doğu ve kuzey doğusundaki bazı toprakların Ermenistan’a iade edilmesi.
Halen sözde ermeni soykırımı iddialarına uluslararası kabul sağlama girişimleri ile bu planının ikinci safhasının uygulanmakta olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu iddiaları, üçüncü ülkelerin ulusal veya yerel parlamentolarında kabul edilen karar ve yasalar aracılığıyla ülkemiz üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanmak istediği ve bu iddialarını Türkiye’ye kabul ettirmeyi amaçladığı açıkça görülmektedir.
Ermeniler Fransa’da, 450.000 kişilik nüfusuyla siyasetçiler için önemli bir seçmen kitlesini oluşturmaktadır. Fransız politikacıları oy kaygısı nedeniyle 18 Ocak 2001 tarihinde Fransa Ulusal Meclisinde Ermeni Soykırımı yasasını kabul etmiştir. Bu yasanın kabulüyle Türkiye-Fransa ilişkileri gerek iki ülke ilişkileri, gerekse Avrupa Birliği platformunda olumsuz bir yola girmiştir.
Ermeni Diasporası, Avrupa Birliği içindeki muhafazakar, Katolik ve Ortodoks kesimler üzerinde uyguladığı siyasetle amaçlarına ulaşmada önemli mesafeler almıştır. Sözde Ermeni Soykırımı iddiaları nedeniyle Türkiye’yi mahkum etmek isteyen diaspora, bu sayede Avrupa’dan koparılmış ve yalnız bırakılmış güçsüz bir Türkiye istemektedir. Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu içinde birbiri ardına soykırım suçlusu olarak ilan edilmesi Türkiye’nin birlik üyeliğini tehlikeye düşürmüştür. Avrupa Birliği Ermeni Diasporasının etkisiyle 17 Aralık 2004'te Bürüksel görüşmelerinde Ermeni sorunu konusunda Türkiye'ye iki dayatmada bulunmuş ve Türkiye'nin AB'ye girmesi için Türkiye'nin soykırımı tanıması ve Ermenistan sınır kapısını açmasını istemiştir.
Ermeni Diasporası, uluslararası aktörleri etkilemede sadece Avrupa ülkeleri ve Amerika ile yetinmemiş, Birleşmiş Milletleri de soykırıma inandırabilmek için yoğun çaba göstermiştir. BM Soykırım Sözleşmesine göre Ermenilere soykırım yapıldığı iddiasını içeren karar tasarısını genel kurulda kabul ettirmek için Ermeni Diasporası çok büyük çaba sarf etmiştir. Ancak BM’nin 25 Nisan 2001’de gerçekleşen oturumunda Türkiye’nin yoğun çaba ve etkili lobicilik faaliyeti neticesinde Ermenilere soykırım yapıldığını savunan karar tasarısı, Genel Kurulca kabul edilmemiştir. Birleşmiş Milletler yayınlamış olduğu bildirge ile 1915 yılında gerçekleşen tehcirin Ermenilerin iddia ettikleri gibi “soykırım” olmadığını ve Birleşmiş Milletlerin 1948 yılında gerçekleşen Soykırım Sözleşmesi içindeki hiçbir unsurun Ermeni Tehciri ile örtüşmediği açıkça belirtilmiştir.
Türkiye'nin diaspora faaliyetlerine karşı diplomasi yoluyla yapacağı faaliyetlerle müttefik ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi mümkündür. Başta Fransa ve ABD’de yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülke vatandaşlığına geçmeleri yönünde dış temsilciliklerimiz vasıtasıyla kampanyalar başlatılmalıdır. 450.000 kişilik bir Türk toplumunun bulunduğu Fransa’da hızlı bir Fransız vatandaşlığa geçiş kampanyası ile 400.000 Ermeni diasporasının oy potansiyelini dikkate alarak karar veren politikacılar, Türkiye aleyhine alınacak kararlarda artık Türk nüfusunu da dikkate almak zorunda kalacaktır.
Son dönemde komşumuz Ermenistan ile başlayan ilişkilerimizin Ermeni Diasporasından bağımsız olarak geliştirilmesi için çaba sarf edilmelidir. Ermeni Diasporasının Türkiye aleyhine çalışmalarının bizden çok Ermenistan’a zarar verdiği açıkça ifade edilmelidir.
Ermenistan için hayati öneme sahip Türkiye sınır kapısının açılması uluslar arası platformlarda bir koz olarak kullanılmalıdır.
Ülkemize gelen turistlere hazırlanacak yabancı dillerdeki broşürlerle 1915 olayları doğru şekilde anlatılmalıdır. Ermeni Diasporasının etkili olduğu ülkelerdeki üniversitelerle ilişkiler geliştirilmeli. Kendi tezlerimizin dünya kamuoyuna duyurulması için bu üniversitelerden faydalanılmalıdır.